Öncelikle hepinize merhaba!
Bu aralar blog takip etmek ve kendi bloğumla ilgilenebilmek için yeterli zamanı fazlasıyla bulmaktayım.Takip ettiğim birkaç bloğum zaten vardı ki sevdiğim birkaç kişinin daha bloğunu keşfettim; etkileyici buldum.
Uzun zamandır yoktum ortalarda biliyorum. Muhtemelen son yazım aralık 2010 civarları yazılmıştır. Daha o zaman askere gideceğimdir muhtemelen; size vatan millet sakaryalı bol ajitastonlu olmasa da orta şekerli bir veda ve dönüşüm muhteşem olacaklı bir eda ile süslü "son mektup" bırakmışımdır. Gençlik işte :)
Döndüm ben askerden. Bir yılı geçti.. Döndüğümün ertesi günü aktif mühendislik hayatıma da merhaba dedim. Yani şaka maka 12 Aralık 2010 -askere gittiğim tarihtir- 'dan beri askerliğim devam ediyor. Arada ufak bir fark var tabi: İlk altı ayımda askerdim, şimdi ise komutan sayılırım ;)
Ben yokken neler değişmiş neler dünyada.. Şöyle böyle diye uzun uzun anlatmayacağım. Çünkü değişen hiçbirşey yok, ki zaten ben de hep dünyadaydım. Hayat aynı monotonlukta ve zorlukta devam ediyor. Özlemiyor değilim öğrencilik yıllarımı. Tasa yok, maddi kaygı yok, sorumluluk hiç yok. Tek yaşam amacım eğlence, tek tasam ise derslerim -ne kadar büyütmüşüm yahu- idi. Şimdi çok daha farklı hayat. Artık edilgen değilim dünyada. Kendi ayaklarım üstünde duruyorum ama bu tabi farklı sorumluluklar da yüklemiyor değil omuzlara.
Şunu farkettim bide. Ben üniversitede okurken mesleğime aşıktım. Tam mesleğim için yaratılmış olduğumu düşünüyordum. Şimdi mi? Ya bırak Allah aşkına :) Bu mesleğe aşık olmak için baya bi içmek gerekiyor. Eee malum ömür boyu etkisi süren alkol de yok, sabah uyanırsın geçer. Velhasıl bu meslek azıcık sevgi ama en başta saygı ile -saygısız olmaz :) - mecburiyetten yapılabilecek birşey. Ha tamam insan hayatı için birinci dereceden önem arz eden bir meslek. Ne bileyim bi edebiyat gibi ya da muavinlik gibi birşey değil ki; hata yapsan bişi olmaz insanlığa. İşte bunun getirdiği sorumluluk aslında hoşuma giden, beni cezbeden. Ha şantiyeciliğin çekilir hiçbir yanı yok! Rezillikten başka birşey değil. Projeciliği zaten ben istemiyorum. Akademisyenlik mi? :) Beni kim alır ya üniversitesine. Alsalar ben gitmem kayda değer bulmam beni almak isteyen üniversiteyi :)
Uzun lafın kısası dostlar özletmişsiniz kendinizi. Hayat yorgunluğunun içerisinde kendinizi unutturmuşsunuz. E hadi ben hayırsızım yapıyorum böyle şeyler. Siz neden unutturuyorsunuz kardeşim kendinizi..
Ben biraz kendime geliyorum.. Galiba gerçekten kendime geliyorum; kendimi buluyorum. Bilmiyorum dönemsel değişmeler içerisinde miyim yine.. ama büyüyorum farkediyorum..
Bundan sonra daha sık görüşmek dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder